Bir gıda mühendisinin tatilde asla yapmadığı 3 şey: Çoğumuz her yaz aynı hatayı yapıyoruz

Yaz tatilinde açık büfeler, yol kenarında satılan ürünler ve saatlerce bekleyen soslar masum görünebilir. Ancak uzmanlara göre sıcak havalarda gıda güvenliğini riske atan küçük hatalar, tatilin en güzel günlerini hastane odasında geçirmenize neden olabilir. Peki sizce bir gıda mühendisi tatile çıktığında hangi yiyeceklerden özellikle uzak duruyor?
Yaz tatili planı yapılırken otelin denizi, manzarası ya da kahvaltısı uzun uzun araştırılıyor. Ancak çoğu kişi, tatilin en büyük risklerinden birini gözden kaçırıyor: Gıda güvenliği.
Yüksek sıcaklıklar yalnızca bizi bunaltmıyor; bakteriler için de ideal çoğalma koşulları oluşturuyor. Özellikle açık büfeler, uzun süre bekleyen yiyecekler ve soğuk zinciri bozulan ürünler yaz aylarında gıda kaynaklı hastalık riskini artırabiliyor. Uzmanlar da bu nedenle yaz aylarında tüketilen gıdalara her zamankinden daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Uzman Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu tatilde en çok dikkat ettiği üç noktayı paylaşırken, aslında birçok kişinin farkında olmadığı gıda güvenliği risklerine dikkat çekiyor. Peki bu üç alışkanlığın arkasında hangi bilimsel nedenler var?
Gözünüzün önünde pişmeyen yumurta düşündüğünüz kadar masum olmayabilir
Açık büfelerde omlet, menemen ya da çırpılmış yumurta en çok tercih edilen kahvaltılıklar arasında yer alıyor. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta yumurtanın kendisi değil, pişirildikten sonra nasıl muhafaza edildiği.
Yumurta, protein açısından zengin bir besin olduğu için uygun sıcaklıkta tutulmadığında mikroorganizmaların çoğalması açısından elverişli bir ortam oluşturabiliyor. Özellikle açık büfelerde kapağı sürekli açılan ısıtıcılar, sık kullanılan servis ekipmanları ve ürünlerin uzun süre beklemesi riski artırabiliyor.
Bu nedenle Tuğba Bayburtluoğlu'nun tercihi, sipariş üzerine hazırlanan ve gözünün önünde pişirilen yumurtalar oluyor.
Bu yaklaşım yalnızca daha taze bir kahvaltı yapmak anlamına gelmiyor; aynı zamanda ürünün ne kadar süredir beklediğini bilmediğiniz bir riski de ortadan kaldırıyor. Uzmanlar, sıcak yiyeceklerin yeterince sıcak, soğuk yiyeceklerin ise yeterince soğuk tutulmasının gıda güvenliğinin temel kurallarından biri olduğunu belirtiyor.
Yol kenarında satılan ev yapımı ürünler her zaman güvenli olmayabilir
Tatil dönüşü zeytinyağı, domates sosu, reçel ya da acı biber sosu almadan dönemeyenlerin sayısı oldukça fazla. Üstelik ürünün 'ev yapımı'olması çoğu kişide güven hissi oluşturuyor.
Oysa gıda güvenliği açısından önemli olan yalnızca ürünün doğal olması değil; hangi koşullarda üretildiği, hangi ekipmanların kullanıldığı ve nasıl saklandığı.
Ürünün hazırlandığı mutfağın hijyen koşulları, kullanılan kavanozların doğru şekilde steril edilip edilmediği, üretim sırasında sıcaklık kontrolünün sağlanıp sağlanmadığı dışarıdan bakılarak anlaşılamıyor.
Özellikle domates sosu gibi asitli ürünlerin uygun olmayan ekipmanlarda hazırlanması ya da kavanozlama işleminin doğru yapılmaması hem ürün kalitesini hem de güvenliğini etkileyebiliyor.
Bu nedenle Bayburtluoğlu, yol kenarında alışveriş yapacaksa daha çok kabuğunu yıkayarak tüketebileceği meyve ve sebzeleri tercih ettiğini söylüyor.
Aslında bu tercih, gıdanın üretim sürecini bilmediğiniz durumlarda riski azaltmanın en pratik yollarından biri.
En büyük risk bazen yemeğin kendisi değil, yanında gelen sos oluyor
Açık büfelerde salataların yanında bekleyen mayonezli, yoğurtlu veya kremalı soslar çoğu zaman masum görünüyor. Ancak uzmanlara göre asıl mesele sosun içeriği değil, ne kadar süredir uygun sıcaklığın dışında beklediği.
Soğuk tüketilmesi gereken ürünler yeterince düşük sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde bakteriler hızla çoğalabiliyor. Özellikle yaz aylarında bu süreç çok daha kısa sürede gerçekleşebiliyor.
Bu nedenle tavuklu salatalar, mayonez bazlı soslar ve süt ürünü içeren mezeler sıcak havalarda daha dikkatli tüketilmesi gereken ürünler arasında gösteriliyor.
Bayburtluoğlu da tam bu noktaya dikkat çekiyor ve ne kadar süredir beklediğini bilmediği sosları tüketmediğini belirtiyor. Çünkü bir yiyeceğin görüntüsü ya da kokusu, her zaman güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Gıda kaynaklı hastalıklara neden olan birçok bakteri, yiyeceğin görünümünde veya tadında fark edilir bir değişiklik oluşturmadan çoğalabiliyor.
Tatilde güvenli beslenmek için küçük görünen ama etkisi büyük öneriler

Gıda güvenliği uzmanlarının ortak tavsiyesi oldukça net:
- Açık büfede mümkün olduğunca sirkülasyonu yüksek, yeni hazırlanmış ürünleri tercih edin.
- Sıcak servis edilmesi gereken yemeklerin gerçekten sıcak olduğundan emin olun.
- Soğuk zincirde muhafaza edilmesi gereken ürünler uzun süre dışarıda bekliyorsa tüketmeyin.
- Yol kenarında satılan, üretim koşullarını bilmediğiniz konserveli ve soslu ürünlere temkinli yaklaşın.
- Ellerinizi yemek öncesinde mutlaka yıkayın ve ortak servis ekipmanlarını kullandıktan sonra yüzünüze temas etmekten kaçının.
Tatilin en güzel anısı güzel bir sofraysa, en büyük sigortası da doğru seçimler
Yaz tatilinde kimse hastalanmayı planlamıyor. Ancak gıda güvenliği, çoğu zaman gözle görülmeyen ayrıntılarda saklı.
Gözünüzün önünde pişen bir omleti tercih etmek, saatlerce beklemiş bir sos yerine sade bir salata yemek ya da yol kenarındaki her ev yapımı ürünü satın almamak... İlk bakışta küçük görünen bu seçimler, bazen bütün tatilin nasıl geçeceğini belirleyebiliyor.
Çünkü tatilden geriye yalnızca güzel fotoğrafların değil, sağlıklı anıların kalması da biraz sofrada verdiğimiz kararlarla mümkün.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.