İstanbul usulü zeytinyağlı yemek yapmanın püf noktaları nelerdir?

Zeytinyağlı yemek dendiği zaman bizde akan sular durur! Saray kültüründen miras kalan bu gelenek, sebzenin kendi kimliğini korumasını hedefler. Sadece bir pişirme tekniği değil, aynı zamanda sabır ve doğru malzeme seçimiyle şekillenen, sebzeyi adeta bir mücevher gibi işleyen köklü bir mutfak felsefesidir. O zaman iyi bir zeytinyağlı yemek yapmanın altın kuralları neler? Birlikte bakalım!
Soğan kavrulmaz terletilir
Bu ekolün en temel kuralı, soğanın asla rengini değiştirmemesidir. Soğanlar yüksek ateşte yakılarak kavrulmaz; zeytinyağı ile birlikte çok kısık ateşte, tencerenin kapağı kapalı olarak kendi suyunda "terletilir". Böylece soğan karamelize olup yemeğin rengini karartmaz ve aroması sebzenin önüne geçmez.
Salça eklenmez bol domates konur
İstanbul zeytinyağlılarında salçanın yoğun ve baskın tadına yer yoktur. Yemeğe rengini ve ekşiliğini veren tek unsur, mevsiminde toplanmış bol ve sulu domateslerdir. Domatesler rendelenerek ya da küp küp doğranarak eklenir; yemeğe berrak, hafif ve taze bir kırmızı tonu kazandırır.
Kısık ateşte sabırla pişirilir
Geleneksel zeytinyağlılar asla düdüklü tencereye girmez ve mutfakta sabır gerektirir. Kalın tabanlı çelik ya da döküm tencereler tercih edilir. Yemek, ocağın en küçük gözünde, en kısık ateşte, sebzelerin kendi suyuyla ağır ağır pişmeye bırakılır. Bu uzun süreç, tüm tatların kusursuzca birbirine geçmesini sağlar.
Reklam
Zeytinyağı iki aşamada eklenir
Yağlama işlemi iki aşamalıdır. Başlangıçta terletme için bir miktar sızma zeytinyağı konur. Ancak asıl sihir yemek pişip ocaktan alındıktan sonra gerçekleşir. Yemek henüz sıcakken üzerine gezdirilen kaliteli ve soğuk sıkım zeytinyağı, hem yemeğe parlaklık verir hem de çiğ zeytinyağının o taze meyvemsi kokusunu yemeğe hapseder.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.