Patlıcanın binlerce yıllık yolculuğu

Bilimsel adı Solanum melongena olan patlıcan, bugün sofralarımızın vazgeçilmez sebzelerinden biri. Ancak geçmişine baktığımızda, hakkında efsaneler üretilmiş, yasaklanmış ve hatta Osmanlı döneminde uğruna yangınlar çıktığı rivayet edilmiş kadar dikkat çekici bir sebze olduğunu görüyoruz. Üstelik tarih boyunca geçirdiği değişim, İngilizce adını bile etkilemiş. Gelin, patlıcanın tarih boyunca iz bırakan yolculuğuna birlikte bakalım.
Patlıcanın anavatanı konusunda farklı görüşler olsa da, Anadolu topraklarında oldukça eski bir geçmişe sahip olduğu düşünülüyor. Doç. Dr. Bilal Söğüt’e göre patlıcan, yaklaşık iki bin yıl önce Karya Uygarlığı döneminde yetiştiriliyor ve tüketiliyordu. Bu görüşün dayanaklarından biri, 2009 yılında Agnia Antik Kenti’nde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve Karya dönemine tarihlenen mermer bir sütun üzerindeki patlıcan kabartması. Bu bulgu, patlıcanın Anadolu’daki tarihini oldukça erken bir döneme götürüyor.
Bugün bildiğimiz mor ve iri patlıcanlar, geçmişte bu kadar büyük ve koyu renkli değildi. Avrupa’ya ilk ulaştığında daha küçük, beyaz ve yumurta biçimindeydi. İngilizler bu sebzeyi gördüklerinde, görünümünü yumurtaya benzettikleri için ona “eggplant” adını verdi. Yani kelime anlamıyla “yumurta bitkisi”. Zamanla patlıcanın rengi ve boyutu değişse de İngilizce adı kalıcı oldu.

Patlıcanın İran üzerinden İslam dünyasına yayıldığı biliniyor. Ancak ilk dönemlerde herkes bu sebzeye aynı sıcaklıkla yaklaşmamış. Bazı eski alimler patlıcan hakkında temkinliydi. Örneğin İbn-i Sina, patlıcanın aşırı tüketildiğinde bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade etmiş. O dönemlerde patlıcanın mizacı ve insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında çeşitli görüşler bulunuyordu. Zamanla bu önyargılar yerini mutfaktaki güçlü konumuna bıraktı ve patlıcan Osmanlı mutfağında başrol oyuncularından biri haline geldi.
Reklam
Patlıcanın Avrupa macerası da oldukça ilginç. İngilizler, tüketildiğinde verdiği hafif mayhoş ve yoğun hissiyat nedeniyle ona bir dönem “Mad Apple” yani “deli elma” adını takmıştı. İtalya’da belirli dönemlerde üretiminin yasaklandığı, Fransa’da ise 1700’lü yıllarda sıtmaya yol açtığı düşüncesiyle şüpheyle karşılandığı biliniyor. O dönemlerde bilinmeyen ya da alışılmadık birçok gıda gibi patlıcan da zaman zaman haksız ithamlara maruz kalmış.

Bugün severek tükettiğimiz bu sebzenin geçmişte böylesine tartışmalı olması oldukça şaşırtıcı. Belki yetiştirme koşulları, belki de dönemin bilgi eksikliği patlıcanın “tehlikeli” ilan edilmesine neden olmuştu. Kesin olan şu ki, patlıcan tarih boyunca hem sofralarda hem de söylentilerde kendine güçlü bir yer edinmiş.
Bugün patlıcan; karnıyarıktan imam bayıldıya, közlemeden musakkaya kadar sayısız tarifte kullanılıyor. Bir zamanlar yasaklanan, hakkında söylentiler çıkarılan bu sebze artık Akdeniz ve Türk mutfağının simgelerinden biri. Kısacası patlıcanın tarihi, sıradan bir sebzenin ötesinde; kültürel, coğrafi ve hatta politik bir yolculuk. Binlerce yıl önce taş sütunlara kazınan bu bitki, bugün hâlâ sofralarımızda baş köşede yer alıyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.